İNADINA MANSUR YAVAŞ

Kazete

 

 

KAZETE’ye Nisan 2014 için yazdığım “Gökçek, Ağzınla Kuş Tutsan…” başlıklı köşe yazımı aşağıda paylaşıyorum:

Gökçek, ağzınla kuş tutsan…

Hükümet partisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Melih Gökçek, yıllardır oturduğu koltuğunu bırakmamak için ne yapacağını şaşırdı. Seçim sonuçlarına itiraz için başlamış olan hukuk sürecinin tamamlanmasını beklemeye bile tahammülü yok.

Tek rakibi Sayın Mansur Yavaş’a kazansan da Belediye Meclisi seni çalıştırmayacak diyor, hatta daha da ileri gidip, Belediye Meclisi ilk toplantısında seni koltuğundan indirir diyor. O

Belediye Meclisi değil mi? aldığı planlama ve imar kararlarıyla Ankaramızı çağdışı kasaba görüntüsüne çeviren, betonlaşan bir şehir yaşamına bizleri kurban eden, AOÇ’yi yok eden, hilkat garibesi objelerle estetik açıdan son derece kirli bir Başkent yaratan, şehir merkezlerini köhneleştiren, kaç nesildir özenle biriktirdiğimiz kültür değerlerimizi ve Ankara anılarımızı yerle bir eden…

Zannediyor ki, her belediye meclisi kendisininki gibi olacak, ‘yap dedin mi yap, çak dedin mi çak’. Utanmaz bu şahsiyet, engin tecrübeleriyle bir kez daha kenti yönetmeye talipmiş, Yeni Türkiye yolunda ‘Bi’Daha Ankara’ diyormuş, seçim broşüründe böyle yazıyor. Ankara’ya deniz getirecekmiş, Cumhuriyet döneminin “en” iddialı camisini Kuzey Ankara sırtlarına inşa edecekmiş. 20 yıldır nedense bir türlü eli değmediği Ulus’taki Hacı Bayram-ı Veli Camii ve çevresini yenileyecekmiş, Otobüs teleferikler yapacakmış, stadyumlar, fuar alanları, kongre merkezleri, seç seç al…

Yeni Ankara’ya ‘333 Ankara Kulesi’ de dikecekmiş, Başkentin simgesi olacak bu uzun, 333 kat olacakmış. Görgüsüzler ve görmemişler hep “en”leri ister ya, bizim 333 de Avrupa’nın “en” yüksek binası olacakmış. Benim bildiğim, 2012 yılında açılan London Bridge Shard (The Shard) Avrupa’nın en yüksek binası ünvanına sahip, herhalde 332. katta kalmış, yazık!

Ama hatırlatalım The Shard’ın yapımı 12 yıl sürmüş, ömür var mı acaba?

Ayrıca ‘Yeni Ankara’da mevcutlarının yanı sıra çok daha büyük aile yaşam merkezleri olacakmış ki, tüm hanımlar oraya tıkılacak, ye, iç, keyfet, Ankara’nın yeşillerini parçalaya parçalaya satan hak sahibi kocalar kazansın yeter ki…

Seçim sürecinde kovboy filmleri gibiydi Ankara sokakları, Gökçeğin silahlı provokatörleri kol geziyordu her yerde dediler. Ankaralının gönlünü çalmaya başlayan bir Başkan adayına suikast mı düzenleyeceklermiş neymiş?

Benim korkum, bu kadar deli saçması içinde ya “Neron, Roma’yı yakmaya soyunursa”? Tarihin sayfalarında Roma’yı yerle bir etme arzusuyla dolu olan İmparator Nero, adamlarını şehri yakmaya göndermiş ve yangını Palatine tepesindeki sarayından şarkı söyleyerek ve Lir çalarak seyretmiş (Kaynak: Cassius Dio, Roma Tarihi LXII.16-17) diye yazar. Gökçek ne çalardı acaba, çalmak fiili ona pek yabancı gelmese gerek…

http://www.kazete.com.tr/makale_Gokcek-agzinla-kus-tutsan%E2%80%A6_936.aspx

 

 

Comments are Closed